Ana Sayfa Aktüel Röportaj “Şehirlerimizin Değeri Fikir Üreterek Artar”
“Şehirlerimizin Değeri Fikir Üreterek Artar”

“Şehirlerimizin Değeri Fikir Üreterek Artar”

0
0

“Şehirlerimizi dünyaya tanıtmak ve değerini yükseltebilmek için orayla ilgi fikir üretmiş insanların görüşlerine ihtiyacımız var.” diyen deneyimli Seyahat Yazarı Melih Uslu ile yeni kitabı 50 Ünlüyle 50 Rota kitabı vesilesiyle konuştuk.

“Türkiye’nin zenginliklerini dünyaya anlatmak gibi bir derdim var. Bu yüzden bugüne kadar 50’ye yakın mecrada binlerle ifade edebilecek sayıda yazı yazdım. Bizim şehirlerimizi hem dünyaya tanıtmak hem de gerçek değerini anlayıp yükseltebilmek için orayla ilgi fikir üretmiş insanların düşüncelerine ihtiyacımız var. Biz turizm sevdalıları olarak darbe girişiminde olsun terörist saldırılarda olsun içimiz kan ağlasa da işimizi yapmamız şart. Bu, Türkiye’nin hedefleri için kaçınılmaz bir gereklilik. Türkiye, seyahat anlamında bize o kadar çok fırsat sunan bir ülke ki… Ülkemizde girişimcileri ve iş insanlarını mutlu edebilecek pek çok turizm seçeneği bulmak mümkün.”

Cube Medya’nın seyahat sever Yayınlar Koordinatörü Melih Uslu, uzun yıllar gezerek hayatını kazanmış şanslı bir insan. Bugüne dek 40 kadar ülkenin yanı sıra Türkiye’yi baştan başa iki kez gezme fırsatı bulan deneyimli seyahat yazarı, Türkiye’nin zenginliklerini prestijli global yayınlarda anlatıyor. Bugüne dek The Daily Telegraph’tan Le Figaro’ya, Gulf News’ten uluslararası uçak içi dergilerine 40’tan fazla yayında yazı ve fotoğrafları yayınlanan Uslu, “İyi bir dilek olarak ‘Allah mülkünü gezdirsin’ diye bir sözümüz var. Bu sözü her duyduğumda, söyleyen kişiye kalpten bir teşekkür ederim. Çünkü bilirim ki seyahatler, hayata ve iş yaşamına dair motivasyonunuzu arttıran önemli unsurlardan biridir.” diyor. Özetle “Gezmek mutlu eder” diyen genç yazarla Cube Medyanın mutfağında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Sizi uzun yıllardır seyahat ve gezi yazılarınızla tanıyoruz. Bu tutku nasıl başladı?

Bir gurbetçi ailesinden geliyorum. 1970’li yıllardan başlayarak 90’ların sonuna kadar uzanan süreçte Almanya ile Türkiye arasında mekik dokuyan gurbetçi otomobilleri vardı. Bu otomobillerin bagajı, üzeri ve hemen her tarafı gerek Türkiye’ye götürülen hediyeler gerekse Türkiye’deki eş, dost ve akrabalara alınan acil ihtiyaçlar nedeniyle tıklım tıklım doldurulurdu. Böylesi arabalarda Türkiye ile Almanya arasında, yani iki bin küsur kilometrelik uzun yolculukta defalarca seyahat etme şansı buldum. O yıllarda çocuk belleğime çok güzel görüntüler kazındı. Balkan şehirleri, Doğu Avrupa’nın küçük kasabaları, köyleri, orman yolları, upuzun tüneller… Tahmin ediyorum gezme tutkum o günlerde başladı.

Gerçekten de şanslıymışsınız. Bunların yanında sizi en çok etkileyen unsurlar neler oldu?

Rahmetli babam da seyahate meraklıydı. Ülkeler arası yaptığımız uzun yolculuklarda otomobilimizin ya da trenlerin pencerelerinden akıp giden görüntüleri birbirinden ilginç bilgilerle süslerdi. İşte o zaman o yolculuklar benim gözümde bir belgesel tadı kazanırdı. Zaman içerisinde bu duyguyu hiç unutmadım ve hep yeni şeyler öğrenmek, farklı yerler gezmek istedim.

Yazma süreci ne zaman başladı?

İnsanın fıtratında var. Hoşumuza giden ve bizi etkileyen şeyleri başkasıyla paylaşmak isteriz. Ben de gezdiğim gördüğüm yerleri, özellikle de Türkiye’nin muhteşem zenginliklerini dünyaya anlatmak istedim. İlk gençlik yıllarımdan beri seyahat izlenimlerimi yazıyorum diyebilirim. Allah gönlüme göre verdi. Yaklaşık 15 yıl boyunca Türkiye’nin önde gelen seyahat dergilerinde muhabir ve editör olarak çalıştım. Geldiğim noktada Türkiye’nin zenginliklerini dünyaya anlatmak gibi bir derdim var. Bu yüzden bugüne kadar 50’ye yakın mecrada binlerle ifade edebilecek sayıda yazı yazdım. Yazmayı da sürdürüyorum. İnanın Türkiye’nin zenginliklerini anlatmayı bitiremedim.

50 Ünlüyle 50 Rota kitabını yazma fikri nasıl oluştu?

Gezmek bana büyük bir birikim sağladı. Bu kitap da aslında bu birikimin parçalarından biri diyebilirim. Bugüne dek farklı dergi ve gazetelere hazırladığım konular nedeniyle 200’den fazla sanatçı, yazar ve fikir insanı ile şehirler üzerine sohbet etme şansım oldu. Bu kitap, bu röportajların arasında seçilmiş olan 50 tane seçkin örnekten oluşturuldu. Seçimleri yaparken biraz benim önerilerim biraz da yayınevimin de katkılarıyla bu 50 kişi ortaya çıktı. Burada bence asıl mesele şu: Şehirlerdeki duygu ve düşünce katmanlarını, yazarlar, şairler ve sanatçıların ürettiği fikirler ve eserler üzerinden anlamaya çalışmayı önemsiyorum. Dünyada da böyle bir ilgi alanı da var. Bugün Dublin’e gittiğinizde James Joyce’un izlerini takip ederek şehri keşfetmeye çalışan bir sürü insan görebilirsiniz. Buna benzer şekilde Petersburg’a gittiğinizde Dostoyevski’nin yazdıkları üzerinden şehri anlamaya çalışan insanlara rastlarsınız.

Bizim de ihtiyacımız olan bir nokta…

Bizim Türkiye olarak böyle şeylere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İlk akla gelen isim olarak Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehri’ni rahatlıkla söyleyebiliriz. Bizim şehirlerimizi hem dünyaya tanıtmak hem de gerçek değerini anlayıp yükseltebilmek için orayla ilgi fikir üretmiş insanların düşüncelerine ihtiyacımız var. Elbette ki 50 Ünlüyle 50 Rota kitabımdaki isimler, anlattıkları şehirlerle ilgili en doğru ve yegâne kişiler olmayabilirler. Bir başka ifade ile Siirt’i anlamak için sadece Coşkun Aral’ın anlattığına dikkat edelin gibi bir şey söylemek istemiyorum. Kitabımın böyle bir iddiası yok. Ancak kitabımın, şehirlerimizi Türkiye’nin fikir ve sanat üreten insanları üzerinden yeniden anlamaya ve anlatmaya çalışalım türünden bir önerisi var. Bunun Türkiye’deki marka şehirleri artırıp bu bilinci geliştirme konusunda önemli bir gereklilik olduğuna inanıyorum.

Bu kitaptaki isimler nasıl belirlendi?

Kitaptaki isimleri seçerken son derece titiz davrandığımı söyleyebilirim. Buradaki insanları seçerken o şehre değer katabileceğini düşündüğüm, bir şekilde şehri anlamış ve kayda değer sözler sarf etmiş insanları seçmeye gayret ettim. Buradaki kişilerin anlattığı şehirlerin hepsi kendi memleketleri değil. Favori şehirleri diyebiliriz. Çoğu kendi tercihleriyle seçilmiş şehirler. Örnek vermem gerekirse… Başarılı sinema yönetmenimiz Derviş Zaim Kıbrıslıdır bildiğiniz gibi. Ben aslında kendisini Kıbrıs’ı sormak için aramıştım. Ancak o ısrarla Prag üzerine konuşmak istediğini söyledi. Ben de heyecanını çok bozmak istemedim. Biz de bu minvalde ilerledik.

Gezmeyi sevenlere önerileriniz neler olur?

Bir kere çok şanslı bir ülkede olduğumuzu söylemeliyim. Çünkü Türkiye, seyahat anlamında bize o kadar çok fırsat sunan bir ülke ki… Ülkemizde girişimcileri ve iş insanlarını mutlu edebilecek pek çok turizm seçeneği bulmak mümkün. İş dünyasına yönelik seyahatler günümüzde dünyada da hızla yükselen bir trend. İşadamlarının seyahati kullanarak rahatlaması, rahatlarken de bir şeyler öğrenmesi ve hayatını güzelleştirecek deneyimlerle oradan ayrılması kesinlikle güzel bir fikir. Türkiye’de kurumlara yönelik hizmet veren birçok doğa kampı var. Özellikle de Aladağlar eteklerinde… Firma yöneticileri ve çalışanları orada konforlu çadır kamplarında konaklayıp yürüyüşler yaparak, ayrıca farklı doğa sporları aktivitelerine katılarak hem motivasyonlarını arttırıyorlar hem de şirket içi iletişimlerini güçlendiriyorlar.

Başka neler var?

Mesela Anadolu’da bir göl kıyısında doğanın dinginliğini hissedip rahatlamak ve huzur bulmak… 500 yıllık bir Türk hamamında keyifli saatler geçirmek, köy pazarlarından organik yiyecekler almak, fotoğraf turlarına katılmak, inanç turizmine dair geziler yapmak… Yöresel yemekleri seviyorsanız çok özel şehirlerimiz var. Adana, Antep ve Antakya gibi… Bu şehirlerde yerel lezzetlerin, asırlık mutfakların tadına bakarak unutulmaz deneyimler yaşamak mümkün. Türkiye o kadar zengin ki iki toplantı arasında bile yeni yerler keşfedebilirsiniz. Örneğin, Abant Gölü’nde toplantı sonrası fayton turuyla orman içi yollarda ve göl kıyısında gezinebilirsiniz.

Kitabınızın yayınlanması Türkiye’nin ve milletimizin varlığına yönelik hain darbe girişiminin gerçekleştiği günlere denk geldi. Bu durum motivasyonunuzu etkiledi mi?

Türk milletinin büyük basireti sayesinde menfur darbe girişimini atlatmış olmamıza ne kadar sevinsek az. Millî iradenin, istikrarın ve sivil yönetimin sonuna kadar destekçisiyiz. Çok şükür ki o zorlu günler geride kaldı. Bizler memleketin büyüklüğüne ve zenginliğine inanıyoruz. Türkiye güçlü bir ülkedir. Bu gerçeğin devam etmesi için turizm gelirlerine ihtiyacımız var. Türkiye’nin yeniden bir cazibe merkezi haline gelmesi gerekiyor. Son on yıl içerisinde dünyadaki en güçlü turizm ülkeleri arasında ilk 8’e kadar tırmandık. Müthiş başarılar yakaladık. 50 milyon turist ağırlamak gibi olağanüstü hedeflerimiz var. Şartlar ne olursa olsun bu hedefi yakalamak, hatta geride bırakmak için çalışmalıyız. Bir seyahat yazarı ve yayıncı olarak bu konuda benim de küçük bir payım olursa çok mutlu olurum. Bu yüzden biz turizm sevdalıları olarak darbe girişiminde olsun terörist saldırılarda olsun içimiz kan ağlasa da işimizi yapmamız şart. Bizler ülkemize gelen misafirlere her zaman gülümseyeceğiz ve onları en güzel şekilde, bu ülkedeki misafirperverliğe yakışır biçimde ağırlayacağız.

Kitabınızın satışları gündemin yoğunluğundan etkilendi mi?

15 Temmuz darbe girişimi bertaraf edildikten sonra güzel bir olay gelişti. Türk insanı gündemden biraz uzaklaşmak isteyen bir ruh hâline büründü. Bu süreçte 50 Ünlüyle 50 Rota hem basın tanıtımı hem de satışlar anlamında kamuoyunda hatrı sayılır bir ilgi gördü. Bu şunu gösteriyor: İnsanlar Türkiye’ye sahip çıktılar. Ama artık güzel günler yaşamak, yeniden seyahat etmek ve memleketlerini keşfetmek istiyorlar. Kitabın bu gündeme rağmen gördüğü ilgiyi buna bağlamak mantıklı görünüyor.

MELİH USLU KİMDİR?

Melih Uslu

1976 yazında Almanya’da doğdu. İlkokula Hannover’de başladı, yükseköğrenimini Ege Üniversitesi İletişim Fakültesinde tamamladı. Türkiye’nin ilk online şehir rehberi istanbul.net.tr’de editörlük yaptı. Bir yıl sonra Doğan Online bünyesindeki şehir ve kültür rehberlerinin kurucu editörü oldu. 2000’li yıllarda GEZİ Travel ve Türk Hava Yolları Skylife dergisinde toplam 10 yıl editörlük, ardından SunExpress Havayolları yayını SunTimes’ta beş ay yayın yönetmenliği yaptı. 2013 yılında Hürriyet Seyahat gazetesinin düzenlediği Türkiye’nin “en iyi seyahat yazarları” yarışmasında ilk üçe girdi. Nereye Gitmeli? adlı ilk kitabını kaleme alabilmesi için 5 yıl boyunca seyahat edip 25 bin 587 kilometre yol kat etmesi gerekti. Yazar, hâlen Cube Medya bünyesinde Yunus Emre Enstitüsünün 37 ülkede yayınlanan kültür dergisi .tr’yi hazırlıyor.

etiketler:

FİKRİNİZİ BELİRTİN.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir