Ana Sayfa Aktüel Rota Bosna-Hersek’te Osmanlı Rüzgârı
Bosna-Hersek’te Osmanlı Rüzgârı

Bosna-Hersek’te Osmanlı Rüzgârı

0
0

MÜSİAD Sektör Kurulları ve İş Geliştirme Komisyonu tarafından Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’ya kültür gezisi düzenlendi.

MÜSİAD Sektör Kurulları ve İş Geliştirme Komisyonu tarafından 27-30 Ekim 2016 tarihleri arasında Hizmet Sektör Kurulu ile Vizyon Turizm organizasyonu öncülüğünde Bosna- Hersek’in başkenti Saraybosna’ya kültür gezisi düzenlendi.

Ailelerle birlikte gerçekleştirilen Saraybosna Kültür Gezisi’ne; Sektör Kurulları ve İş Geliştirme Komisyonu Başkanı Mahmut Asmalı, İnşaat, Çevre ve Yapı Malzemeleri Sektör Kurulu Başkanı Reha Yeltekin, Hizmet Sektör Kurulu Başkanı Sertip Akşahin, Metal ve Maden Sektör Kurulu Başkanı Fatih Mehmet Keçebir, İnşaat, Çevre ve Yapı Malzemeleri Sektör Kurulu Başkan Yardımcısı İdris Değer, Metal ve Maden Sektör Kurulu Başkan Yardımcısı Abbas Gül, Makine Sektörü Üyesi Mustafa Alkan, Hizmet Sektör Kurulu Üyesi ve Vizyon Turizm Genel Müdürü Mehmet Talha Çizmeci, Vizyon Turizm Dış Turlar Müdürü Nazım Emre İpekli, Sektör Kurulları Koordinatörü Halil İbrahim Yılmaz ile Erzurum ve Samsun’dan üyelerimiz katıldı.

Rehber eşliğinde gerçekleştirilen gezinin ilk gününde, Saraybosna şehir merkezini ziyaret ettik. Havaalanından şehir merkezine doğru ilerlerken Tito dönemi Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’ne ait mimari eserler, 1878-1918 yılları arasında Bosna-Hersek’i yöneten Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na ait Avrupai tarzda işlenmiş yapılar ile 1463-1878 yılları arasında hüküm sürmüş Osmanlı Devleti’ne ait cami, medrese, köprü gibi farklı dönemlerde inşa edilmiş mimari yapıları görme fırsatımız oldu.

Gezinin ilerleyen saatlerinde Balkanların en ünlü çarşılarından biri olan Baş Çarşı’ya misafir olduk. Baş Çarşı şehir turunda Osmanlı Devleti, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Yugoslavya dönemlerine ait mimari eserleri görme şansını elde ettik.

Aliya İzzetbegoviç’in Kabrini Ziyaret Ettik

Osmanlı döneminde Bakırcılar Çarşısı, Avusturya-Macaristan döneminde Belediye, Yugoslavya döneminde ise Avrupa’nın en büyük kütüphanesi olarak kullanılan tarihî bina ile meşhur Sarajevo Sebili’ni gözlemledik. Ardından Begova Camii, Gazi Hüsrev Bey Camii, Kurşunlu Medresesi, Saat Kulesi, Baş Çarşı Camii, Beyaz Tabya, Saat Kulesi, Katolik Baş Katedrali ile Pazar Yeri katliamının yaşandığı meşhur Pazar Meydanı’nı gezdik. Akabinde Birinci Dünya Savaşı’nın çıktığı Latin Köprüsü, Sinagog ve Bezistan’ı ziyaret ettik. Baş Çarşı’da, Bosna’nın unutulmaz lideri Aliya İzzetbegoviç’in kabrine uğradık. Gazi Hüsrev Bey Camii’nde kılınan akşam namazının ardından Moriça Han’da Bosna’ya özgü bir akşam yemeği yedik.  Daha sonra kalacağımız otele giderek gezimizin ilk gününü noktaladık.

Vezirler Şehri Travnik

Gezimizin ikinci gününde Ahmiçi Katliamı’nın yapıldığı, Bosna-Hersek’in Vitez şehri yakınlarında bulunan Ahmiçi köyüne misafir olduk. Köyün imamından 23 sene önce yaşanan ve Hırvat askerler tarafından 43’ü kadın ve çocuk olmak üzere toplam 116 sivilin öldürüldüğü katliam hakkında acı dolu hatıralar dinledik. Katliamda şehit düşenler için yapılan duanın ardından “Hayat Tüneli” olarak da adlandırılan, savaş zamanı Saraybosna’nın dış dünya ile bağlantısını sağlayan tüneli inceledik. Tünelin girişinde ise savaş yıllarını anlatan bir video izledik. Daha sonra önemli bir Osmanlı şehri olan ve Bosna’da “vezirler şehri” olarak anılan Travnik’e gitmek üzere yola çıktık.

Travnik’te, “Sulejmanije” ya da “Alaca” adıyla bilinen Osmanlı’nın Bosna’da yapmış olduğu ilk camiyi ziyaret ettik.  Burada kıldığımız cuma namazının ardından şehir turuna başladık. Bosna Krallığı döneminde yapılmış ve Osmanlı döneminde süslenmiş eski Travnik Kalesi’ne çıktık. Bu eski kalenin tarih kokan yapısını inceledikten sonra Fatih Sultan Mehmet’in su içtiği rivayet edilen Mavi Suyu gezdik. Akabinde 1705 yılında Osmanlı Veziri Elçi İbrahim Paşa tarafından inşa edilen Bosna’nın ilk medresesini ziyaret ettik. Osmanlı Devleti’nin Avusturya ile ilişkilerinde önemli görevler yüklenen Elçi İbrahim Paşa, yaptırdığı medreseye ayrıca bir kütüphane, bir mektep ve küçük bir mescidi bulunan bir tekke de ilâve ederek tam teşekküllü bir eğitim müessesi vücuda getirmiş. Bu tarihî medrese günümüzde hâlâ ayakta duruyor ve Bosnalı gençlerin eğitimine ev sahipliği yapıyor. Bütün bu ziyaretlerin ardından Saraybosna’ya döndük. Radon Plazada yenen yemeğin ardından otelimize hareket ettik.

Osmanlı Askerî Dehasında Doruk Nokta: Poçitel Kalesi

Gezimizin üçüncü gününde Bosna-Hersek’in güneyinde bulunan ve günümüzde de canlılığını sürdüren Osmanlı şehri, Poçiteli’yi ziyaret ettik. 1383 yılında Bosna Kralı 1. Stjepan Tvrtko tarafından inşa edilen şehir, 1463-1471 yılları arasında Macarlar tarafından garnizon olarak kullanılmış. 1471 yılında Osmanlılar tarafından fethedilen şehir, 1878 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde kalmış.

Boşnakça “Başlangıç Noktası” anlamına gelen Poçitel, Osmanlıların sınır kasabası olarak kullanılmış. Osmanlı’nın batıdaki en büyük rakiplerinden olan Venediklilere bağlı Dubrovnik ile sınır komşusu olan bu şehir, tamamen taştan inşa edilmiş sınır kenti niteliği taşıyor. Nehir kenarından başlayarak oldukça dik bir yamaç ile yükselen kent, en tepede bulunan kalesiyle Osmanlı’nın askerî mimari dehasının en iyi örneği sayılıyor. Mostar gibi, Avrupa ülkelerine gücünü göstermek için oldukça görkemli inşa edilen bu şehir, büyük, güçlü ve içinde her türlü yaşam alanlarının bulunması sebebiyle tam bir sınır karakolu kenti özelliği taşıyor.

Dördüncü yüzyılda yapıldığı düşünülen Poçitel Kalesi, büyüyen Osmanlı tehlikesine karşı Macar Kralı Korvin tarafından güçlendirilmiş.  Osmanlılar kaleyi fethettikten sonra Travnik kalesinde olduğu gibi Poçitel Kalesi’ni de büyüterek altına bir şehir inşa etmiş. Bölgede bol bulunan dayanaklı taşlardan inşa edilen ve bu özelliğinden dolayı “taş şehir” de denilen Poçitel, taştan yapılmış dar sokakları, hamamı, medresesi, kervansarayı, evleri, camiyi ve namaz saatlerini gösteren saat kulesi ile tam bir Osmanlı şehri özelliği taşıyor.

Adalet ve Hakkaniyetin Kalesi: Alperenler Tekkesi

Poçitel gezisinin ardından Bosna-Hersek’in en büyük nehirlerinden biri olan Neretva’nın önemli kollarından biri olan Buna Nehri’nin doğduğu küçük bir yerleşim birimi olan Blagay’ı ziyaret ettik. Blagay’ı önemli kılan ise hemen su kaynağının bulunduğu mağaranın yanı başında yükselen Blagay Tekkesi bir diğer adıyla Alperenler Tekkesi.

1465’te Osmanlıların eline geçtikten sonra muhteşem bir doğaya sahip bölgede kurulan tekke, Bosna’nın yerel halkı olan Boşnakların hızla Müslümanlığı seçmesinde çok önemli bir rol oynamış. Bugünlerde Nakşibendi tekkesi olan Blagay, ilk Bektaşi tekkesi olarak kurulmuş. Osmanlılar özellikle Balkanlara yolladıkları Bektaşi dervişleri ve babaları sayesinde çok kısa sürede yüz binlerce kişinin Müslümanlığı seçmesini sağlamış. Bektaşi dervişlerinin hoşgörülü ve özellikle hakkaniyetli tavırları, tarih boyunca hep karmaşa ve savaş içinde yaşamış bölge halkının Müslümanlığa büyük sempati duymasını da sağlamış.

Alperenler Tekkesi gezimizden sonra Bosna-Hersek’in en meşhur şehri olan Mostar’ı ziyaret ettik. Şehrin kalbinden geçen Neretva Nehri’ne Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında 456 adet kalıp taş ile inşa edilen Mostar Köprüsü’nü görme şansını elde ettik.

Eşsiz bir mimari ve incelikle inşa edilen Mostar Köprüsü, 1993 yılında Hırvat topçularının yoğun bombardımanı sonucu yıkılmış. Savaşın sonlanmasının ardından başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, UNESCO ve Dünya Bankasının da katkılarıyla bir Türk firması tarafından nehirden çıkartılan orijinal taşlar da kullanılarak yeniden inşa edilmiş ve 2004 yılında tekrar kullanıma açılmış.

Bir sonraki durağımız ise Dünya Kültür Mirasları Listesi’ne alınan Mostar Antik Kenti oldu. Kısa bir gezintinin ardından kafilemizle bölgede bulunan diğer tarihî eserler, eski Konjic Köprüsü’nü, Karagöz Bey Camii’ni, Koski Mehmet Paşa Camii’ni, Osmanlı hanlarını ve hamamlarını ziyaret ettik. Mostar turunu tamamladıktan sonra Saraybosna’ya döndük.

Seyahatimizin dördünü günü otelde yediğimiz sabah kahvaltısının ardından doğa harikası İgman Dağlarının eteğinde millî park olarak da bilinen Bosna Nehri’nin kaynağının da bulunduğu Vrelo Bosna Parkı’nı ziyaret ettik. Son uğrak yerimizi de gezmemizin ardından Saraybosna Havaalanına gittik. Bilet, bagaj ve gümrük işlemlerinin ardından Türk Hava Yolları ile İstanbul’a döndük.

etiketler:

FİKRİNİZİ BELİRTİN.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir